23.FASIL: YARGI VE TEMEL HAKLAR FASLI

Yargı ve Temel Haklar Faslının kapsamı; yargının işleyişine ilişkin tüm konular ve insan hakları ile ilgili konulardır. Bu Fasla ilişkin Taslak Tarama Sonu Raporu Komisyon tarafından hazırlanmış olup, onay için AB Bakanlar Konseyi gündemindedir. Bakanlığımızın doğrudan sorumlu olduğu 23. Fasıla ilişkin Tarama Sonu Raporu resmi olarak henüz iletilmemiştir Bu fasılda, resmi olarak iletilmeyen 6 açılış kriteri bulunmaktadır.

1- Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve etkinliğinin güçlendirilmesine yönelik bir Yargı Reformu Strateji Belgesinin hazırlanması

AB müzakereleri kapsamında Yargı Reformu Stratejisinin hazırlanması 23. Fasıl açılış kriterlerinden bir tanesidir. Bu amaçla Yargı Reformu Stratejisi ve Eylem Planı 2009 yılında Bakanlar Kurulunda kabul edilerek, Avrupa Birliği organlarına sunulmuştur. İlk Strateji Belgesinde öngörülen hedeflerin büyük ölçüde gerçekleştirilmiş olması nedeni ile Yargı Reformu Stratejisi güncellemesine karar verilmiştir. Yargı alanında yürütülen çalışmalarda oldukça önemli bir işlev gören Strateji Belgesinin uygulanma durumunun belgeye yansıtılması, uygulamaya geçen konularda karşılaşılan sorunların giderilmesi ile dünyada ve ülkemizde yaşanan yeni gelişmelerin Belgeye yansıtılması amacıyla başlanan güncellenme çalışmaları devam etmektedir. En son 14-15 Temmuz 2014 tarihlerinde Ankara Hakimevinde tüm paydaşların katılımıyla geniş kapsamlı bir Çalıştay yapılmıştır. Çalıştay’ta alınan görüşlerin belgeye aktarılması çalışmaları devam etmektedir. Çalışmaların 2014 yılı Kasım – Aralık ayı içerisinde bitirilmesi beklenmektedir.

2-Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsman) ve Bağımsız İnsan Hakları Başkanlığının kurulması,

A) Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsman) Kurulması

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kanunu 14/06/2012 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş; 29 Haziran 2012 tarihli 28338 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

 

B) Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Çalışmaları

Türkiye İnsan Hakları Kurumu 21.06.2012 tarihli ve 6332 sayılı Kanunla Kurulmuştur. İnsan Hakları Kurulu üyelerinin seçimi sürecinin tamamlanmasını takiben ilk toplantısını 23 Ocak 2013 tarihinde yaparak çalışmalarına başlamıştır. Türkiye, her türlü alıkoyma yerinin düzenli ziyaretler yoluyla denetlenmesine ilişkin “İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsanî veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne Ek İhtiyari Protokol’ü 2011/1962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylamıştır. Bu Protokole göre; her bir taraf devletin, ulusal düzeyde, işkence ve diğer zalimane, gayriinsani veya küçültücü muamele veya cezanın önlenmesi için bir ya da birden çok ulusal önleme mekanizması kuracağı taahhüt edilmiştir. Söz konusu taahhüt kapsamında, Bakanlar Kurulu’nun, 28.01.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 09.12.2013 tarihli kararıyla Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun, “İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”ne Ek İhtiyari Protokol’de (OPCAT) öngörülen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere ulusal önleme mekanizması olarak belirlenmesi kararlaştırılmıştır. Ulusal önleme mekanizması görevinin İnsan Hakları Başkanlığına verilmesi nedeniyle, Kurumun taşra teşkilatı yapısının güçlendirilmesi, personel sayı ve niteliğinde değişiklik yapılması gereği “Türkiye insan Hakları Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı” hazırlanmıştır. Halihazırda kanun taslağı ile ilgili olarak ilgili Bakanlıkların görüşü alınarak kanun üzerindeki teknik çalışmalar tamamlanmış olup teklif  Başbakanlığa sevk edilmiştir.

3-Temel hakların daha iyi uygulanmasını sağlamaya yönelik bir eylem planının hazırlanması

Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğümüz bünyesinde İnsan Hakları Daire Başkanlığı kurulmuştur. AİHM önünde mahkum olduğumuz dava türleri incelenerek; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı Taslağı 24 Şubat 2014 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilerek, 1 Mart 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Olan Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun Tasarısı hazırlanmış ve 9 Ocak 2013 tarihinde TBMM’de yasalaşmış; 19 Ocak 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

A) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı’nın Uygulanması

Bakanlığımız Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı” 24 Şubat 2014 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilerek 1 Mart 2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Eylem Planının Bakanlar Kurulu tarafından kabulünü müteakip, planda öngörülen faaliyetlerin belirlenen takvime uygun olarak sorumlu kurumlarca yerine getirilmesinin takibi süreci Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından izlenecektir. Bu takip sürecinde sorumlu kurumlarca İnsan Hakları Daire Başkanlığı’na her altı ayda bir rapor verilecektir. Eylem Planının gerçekleşme durumu hakkında Adalet Bakanlığı tarafından Başbakanlığa yıllık rapor sunulacaktır.

Bu bağlamda Eylem Planında öngörülen faaliyetleri yerine getirmekle görevli birim ya da birimlerin belirlenmesi ve belirlenecek her birimi temsilen biri en az Daire Başkanı seviyesinde olmak üzere iki kişinin irtibat kişisi olarak görevlendirilmesi için Adalet Bakanımız Sayın Bekir BOZDAĞ imzasıyla çeşitli Bakanlıklara/Kurumlara 20 Mayıs 2014 tarihi itibariyle Eylem Planının bir örneği gönderilmiştir. Ayrıca, Bakanlığımız iç birimlerine de yazı yazılarak irtibat kişilerinin bildirilmesi istenmiş; ilgileri nedeniyle Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı ile Avrupa Birliği Bakanlığı Siyasi İşler Başkanlığı da süreç ile ilgili olarak bilgilendirilmiştir.

Gelinen aşamada sorumlu tüm birimlerin ilk raporlarını sunmaları beklenmekte olup; bu raporların değerlendirilmesinin ardından, Aralık ayı içerisinde ilgili birimlerle toplantı yapılması planlanmaktadır.

B) AB Temel Haklar Ajansına Katılım

Avrupa Birliği’nin idari yapılanması içinde temel hakların korunması ve geliştirilmesi amacı ile bağımsız bir kurum olarak faaliyette bulunan AB Temel Haklar Ajansı 15 Şubat 2007 tarihinde 2007/168/EC sayılı Tüzük ile kurulmuştur. Merkezi Viyana’da bulunan ajansa, aday ülkeler gözlemci olarak katılabilmektedirler.
Ajansın başlıca görevleri;
-Üye Devletler, Birlik kurumları ve STK’lar tarafından iletilen bilgileri de içerecek şekilde nesnel ve güvenilir verilerin toplanması ve analizinin gerçekleştirilmesi,
-Verilerin nesnellik ve güvenilirliği konusunda standart ve usullerin oluşturulması,
-Birlik kurumlarının talebi üzerine araştırma çalışmaları yapılması
-Temel haklar alanında yıllık rapor hazırlanması
şeklinde özetlenebilir.
Temel Haklar Ajansı’na katılım sürecinde koordinasyon AB Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmektedir. Temel Haklar Ajansına katılım sürecinin; kurumların görüşlerinin alınması, katılım yönünde görüş ağır bastığı takdirde Komisyona katılımın olası maliyetinin (ulusal katkı payı) sorulması, belirtilecek maliyet üzerine kurumların yorumlarının alınması; olumlu görüşün ortaya çıkması halinde “Katılım Niyeti”nin Komisyona bildirilmesi şeklinde işlemesi beklenmektedir. Ajansa katılımın yıllık maliyetinin 800.000- 1.000.000 Avro arası olabileceği, nihai rakam üzerinde indirim talep edilebileceği beklenmektedir.

C) Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması

“Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulmasına Dair Kanun Tasarısı” ile genel kolluk şikâyet sisteminin daha etkili ve hızlı işlemesini sağlamak, saydamlığını geliştirmek, güvenilirliğini artırmak üzere; genel kolluk personelinin işledikleri iddia edilen suçlardan veya disiplin cezasını gerektiren eylem, tutum ve davranışlarından dolayı idari merciler tarafından yapılan ya da yapılması gereken iş ve işlemlerin merkezi bir sistemde kayıt altına alınmasının ve izlenmesinin gerçekleştirilmesi ile Kolluk Gözetim Komisyonunun kurulmasının temin edilmesi ve oluşturulacak Komisyonun görev ve yetkileri ile çalışma yöntemini ve diğer idari tedbirlerin, usul ve esasların belirlenmesi amaçlanmaktadır.
Anılan taslak 5 Mart 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilmiştir. Tasarıya ilişkin esas komisyon konumunda bulunan İçişleri Komisyonu Haziran 2012 tarihinde konuya ilişkin raporunu vermiştir. Tasarı halihazırda TBMM gündeminde yer almaktadır.

D) Suç Mağdurları

Başta çocuk mağdurlar, aile içi şiddet mağdurları ve cinsel suç mağdurları gibi kırılgan gruba dahil mağdurlar olmak üzere suç mağdurlarına suç sonrası psiko destek ,rehberlik hizmeti sunmak, suç sonrası mağduriyetler yaşanmasının önüne geçmek, maddi yardımda bulunmak ve benzeri sair hizmetleri yerine getirmek üzere mağdur hakları alanında gerekli çalışmaların yapılması amacı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde “Mağdur Hakları Daire Başkanlığı’’ 18/11/2013 tarihli Bakan Olur'u ile kurulmuştur. “Mağdur Hakları Kanunu Taslağı” hazırlamak üzere 18/02/2014 tarihli Bakan Olur’u ile Bilim Komisyonu oluşturulmuştur. Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Mağdur Hakları Daire Başkanlığı tarafından koordine edilen Kanun Taslağı hazırlık çalışmaları kapsamında başta Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 25/10/2012 tarihli ve 2012/29 sayılı Direktifi olmak üzere mağdur haklarıyla ilgili uluslar arası metinlerin Türkçe tercümeleri temin edilerek değerlendirilmiş olup, son olarak 30-31 Ekim 2014 tarihinde düzenlenen uluslararası bir sempozyum ile de bu alandaki diğer ülke uygulamaları mercek altına alınmıştır. Kanun Taslağı hazırlık çalışmaları devam etmekte olup; taslağın yakın zamanda Başbakanlığa sevk edilmesi planlanmaktadır.

E)Kişisel Verilerin Korunması

Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı ile ilgili ilk çalışmalar 1989 yılında başlamış ve 2000’li yıllara kadar çeşitli tasarı taslakları hazırlanmış ancak çalışmalar sonuçlandırılamamıştır. Kişisel verilerin korunması bağımsız bir başlık olarak Bakanlığımızın doğrudan sorumlu olduğu 23. Fasıl olan "Yargı ve Temel Haklar" başlığı altında ele alınmıştır. Ayrıca 24 Fasıldaki Polis İşbirliği başlığı altında, "Bilgi Toplumu ve Medya" ve "Tüketici ve Sağlığın Korunması" gibi fasıllar ile kişisel bilgilerin iletilmesi, işlenmesi saklanması ile ilgili olan diğer fasıllara ait toplantılarda gündeme gelen ve AB Komisyonunun sürekli üzerinde durulan bir konudur.

Kişisel veri, kişilerin isimleri, adresleri, telefon numaraları, hastalıkları, banka hesap numaraları, kredi kartları, şifreleri, mali kayıtları, aldığı cezalar, arkadaşları, akrabaları gibi belirli veya belirlenebilir bir kişiyle ilgili tüm bilgilerdir.
Ülkemizde kişisel verilerin işlenmesiyle ilgili yeterli ve açık bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu verilerin kontrolsüz şekilde işlenmesi, bazı temel hakların ihlal edilmesine sebep olmaktadır.

Kişisel verilerin korunması 2008 İlerleme Raporunda, Katılım Ortaklığı Belgesinde, 23. Fasıl Tarama Sonu Taslak Raporunda Türkiye'nin öncelikli olarak uyum sağlaması gereken alanlar arasında sayılmıştır.

Özel hayat ve aile hayatına saygı ile özellikle kişisel verilerin korunması hakkına ilişkin olarak, Türkiye'nin mevzuatını veri korunması müktesebatı, özellikle de 95/46/EC sayılı Direktifle uyumlaştırması ve bu kapsamda tam bağımsız bir veri koruma denetim makamı tesis etmesi gerekmektedir. Türkiye'nin ayrıca hem Kişisel Verilerin Otomatik İşlem Sürecinde Korunması Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ni (CETS No:108), hem de bu sözleşmenin Denetleyici Makamlar ve Sınırötesi Veri Akışına İlişkin Ek Protokolü'nü (CETS No 181) onaylaması gerekmektedir. Türkiye 108 nolu sözleşmeyi 1981 yılında imzalamış, hala onaylamamıştır. Uzun yıllardır üzerinde çalışılan tasarı; en son 4 Şubat 2014 tarihinde yenilenerek Başbakanlığa gönderilmiş; 3 Kasım 2014 tarihinde ise Bakanlar Kurulunda yeniden ele alınmıştır. Tasarı; üzerinde bazı değişikliklerin yapılması için Bakanlığımıza geri dönmüş; çalışmaları tamamlanmıştır. Tasarının TBMM’ne sunulmak üzere Bakanlar Kuruluna sevki beklenmektedir.

E) Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kanunu

 

Anayasanın 10’uncu maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağının etkili bir şekilde uygulanabilmesi, ayrımcılık nedeniyle mağduriyetlerin önlenmesi, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi ve Avrupa Birliği müktesebatına uyumun sağlanabilmesi amacıyla “Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kanunu Tasarısı Taslağı” hazırlanmıştır.

Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kanunu Tasarısı Taslağı’na ilişkin çalışmalar İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Kanun Tasarısı Taslağı ilgili kurum ve kuruluşlardan gelen görüşler üzerine güncellenmiştir. Hali hazırda taslak Bakan onayına sunulmuş olup; yakın bir tarihte Başbakanlığa sevki beklenmektedir.

 

4-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ve AİHM İçtihatları Paralelinde İfade Özgürlüğü Ve Vakıflarla İlgili Mevzuatın Gözden Geçirilmesi

A) Demokratikleşme Paketi

Sayın Başbakan tarafından 30/09/2013 tarihinde açıklanan ve kamuoyunda “Demokratikleşme Paketi” olarak adlandırılan 6529 sayılı Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 02/03/2014 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş ve 13/03/2014 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun ile; temel insan haklarından olan ifade özgürlüğü ile seçme ve seçilme, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının kullanımının genişletilmesi ve bir kişinin sahip olduğu özelliğinden dolayı ayırımcılığa uğramasının önlenmesi amaçlanmıştır.

B) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri

Kamuoyunda demokratikleşme paketi olarak bilinen, 13/03/2014 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6529 sayılı Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununda önemli değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler ile toplantının başlangıcı, güzergâhı, yönlendirilmesi ve sonlandırılması hususlarında hükümet komiseri ile devlet organlarının (valilik ve kaymakamlığın) belirleyicilik fonksiyonunun azaltılması, buna karşılık sivil toplum kuruluşlarının da (siyasi partiler, meslek örgütleri ve sendikalar) görüşünün alınması ve hükümet komiserinde olan yetkilerin düzenleme kuruluna verilmesi sureti ile anılan hakkın kullanım ölçütlerinin belirlenmesinde katılımcılık sağlanmış ve böylelikle toplanma ve gösteri yürüyüşü yapma hakkının daha demokratik koşullarda kullanılmasına zemin hazırlanmıştır. UHDİGM İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan 24 Şubat 2014 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilerek ve 1 Mart 2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı” ile Toplanma ve Örgütlenme Özgürlüğünün Önündeki Engellerin Ortadan Kaldırılması başlıklı 12 numaralı amaç altındaki 12.2 numaralı "Şiddete Teşvik Amaçlı Olmayan ya da İçeriğinde Şiddet Unsuru Barındırmayan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerine Müdahale Edilmesi ve Yaptırım Uygulanmasının Önüne Geçilmesi" hedef, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kapsamının genişletilmesi adına önemli bir adım olmuştur.

C) Farklı İnanç Gruplarına Mensup Vatandaşlarla Diyalog

Özellikle cemaat vakıflarının mülkiyet konusunda karşılaştığı bazı sorunların aşılması amacıyla 2002 yılından bu yana iyileştirici tedbirler alınmaktadır. Şubat 2008’de kabul edilen 5737 sayılı Kanun ile, gayrimüslim cemaatlere vakıflarının yönetiminde (bağış alma, iktisadi faaliyetlerde bulunma vb.) ilave serbestiler tanınmıştır. 27 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 651 sayılı KHK ile cemaat vakıflarına ait malların iadesi ve üçüncü şahıslara geçen mallar için de tazminat ödenmesini öngören geçici 11. madde Vakıflar Kanununa eklenerek uygulamada ortaya çıkan eksikliklerin tamamen telafi edilmesi hedeflenmiştir. Bununla birlikte cemaat vakıfları temsilcilerinin bu uygulamadan yararlanabilmeleri için başvuruya konu taşınmazları ile ilgili somut bilgi ve belgeleri ibraz etmeleri gereklidir. Bu kapsamda 1560 adet taşınmaz için yapılan başvurudan 1493 adeti sonuçlandırılmış geriye kalan 67 başvuru hakkında ise incelemeler devam etmektedir. Halihazırda cemaat vakıflarının yöneticilerinin seçimi ile ilgili yeni bir yönetmelik çalışması yapılmaktadır.

D) Yargı Reform Paketleriyle getirilen değişiklikler

 Bilhassa 3. ve 4. Yargı Reformu Paketi ile değişikliklerle bu konudaki eleştirilerin büyük bir kısmı giderilmiş bulunmaktadır. Bu Paketler ile Türk Ceza Kanunu'nun (132., 133., 134., 215., 220., 318 maddeleri) ve Terörle Mücadele Kanunu'nun (6. ve 7. Maddeleri) ilgili maddelerinde çok kapsamlı değişiklikler yapılmıştır.
Bu bağlamda;
3. Yargı Reformu Paketi kapsamında basın ve ifade özgürlüğü alanında, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce açıklama yöntemleriyle işlenmiş suçlara ilişkin dava ve cezaların infazının ertelenmesi imkânı getirilmiştir. Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişikliklerle, ifade ve basın özgürlüğü kapsamında, suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezaların artırılacağına ilişkin hükümler kaldırılmıştır. Ayrıca, suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâli, artırım nedeni olmaktan çıkarılmakta ve soruşturma ve kovuşturma işlemleriyle ilgili olarak haber verme sınırları aşılmaksızın yapılan haberlerin, suç teşkil etmeyeceği düzenlenmiştir. Ayrıca, Terörle Mücadele Kanunu'nun 6. Maddesi ile düzenlenen “Açıklama ve Yayınlama” başlıklı maddede yer alan süreli yayın durdurma cezası yürürlükten kaldırılmıştır. 5187 sayılı Basın Kanunu'na geçici madde eklenerek, farklı tarihlerde çeşitli mahkemelerce verilen ve bir kısmı da sonradan ortadan kaldırılan basılı eserler hakkında çok sayıda verilen toplatma kararları, AİHS hükümleri ile AİHM kararları doğrultusunda, basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması amacıyla hükümsüz kılınmıştır.
4. Yargı Reformu Paketi kapsamında özellikle ifade ve basın özgürlüğü başta olmak üzere insan hakları standartlarının yükseltilmesine yönelik önemli iyileştirmeler yapılmıştır. Bu kapsamda suçu ve suçluyu övme” suçu yeniden düzenlenmiş olup, bahsekonu suçun oluşabilmesi için “kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması” şartının gerçekleşmesi hükme bağlanmıştır. Terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermeyen veya bu yöntemlere başvurmayan açıklamalarının basılması ve dağıtılması suç olmaktan çıkarılmıştır. Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına “terör örgütünün bildiri veya açıklamalarını basan veya yayanlarla”, ayrıca örgüt üyeliği suçundan ceza verilmeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır.

5- Yolsuzlukla mücadele için etkin bir hukuki ve kurumsal çerçevenin oluşturulmasına yönelik Yolsuzluğu Önleme Stratejisi’ni Komisyon’a sunulması

Çalışmalar Başbakanlık Teftiş Kurulu bünyesinde sürdürülmektedir.
Gelişen ve değişen şartları da göz önünde bulundurarak, saydamlığı engelleyen ve yolsuzluğu besleyen faktörlerin ortadan kaldırılması suretiyle daha adil, hesap verebilir, saydam ve güvenilir bir yönetim anlayışının geliştirilmesi amacıyla 01/02/2010 tarihinde kabul edilip 22 Şubat 2010 tarihli ve 27501 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2010/56 sayılı “Saydamlığın Artırılması ve Yolsuzlukla Mücadelenin Güçlendirilmesi Stratejisi (2010-2014)”kapsamında yapılması öngörülen çalışmalar tamamlanmıştır.
Stratejinin üç temel bileşeni olan yolsuzlukların önlenmesi, yaptırımların uygulanması, toplumsal bilincin artırılması tedbirlerinin yerine getirilmesi için kurumlara görev verilmiş, çalışma grupları oluşturulmuştur. Çalışma grupları 2013 yılı aralık ayı itibarıyla çalışmalarını tamamlayarak hazırladıkları rapor ve mevzuat taslaklarını Strateji Yönetim Kuruluna sunmuşlardır.

Bakanlığımızın sorumlu kurum olarak belirlendiği tedbirlere ilişkin (Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunundaki mal bildirimlerine ve diğer uygulamalara ilişkin hükümlerin gözden geçirilmesi” ve “Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarında meydana gelen yolsuzluk olaylarını yetkili mercilere bildirenlerin korunmasına ilişkin düzenlemelerin oluşturulması) olarak hazırlanan rapor ve mevzuat taslakları Strateji Yönetim Kurulu ve Komisyon tarafından da kabul edilmiş olup, Bakanlığımız Strateji Planı kapsamında kendisine verilen görevleri yerine getirmiş bulunmaktadır.

6-İşkenceye karşı BM Sözleşmesi’nin İhtiyari Protokol’ünün onaylanması

“İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İhtiyarî Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı” 23/02/2011 tarihinde 6167 sayılı Kanunla kabul edilmiştir. Söz konusu protokol kapsamında, Bakanlar Kurulu’nun, 28.01.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 09.12.2013 tarihli kararıyla Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun, “(OPCAT) da öngörülen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere ulusal önleme mekanizması olarak belirlenmesi kararlaştırılmıştır.

23. fasıl müktesebat listesi

Avrupa Birliği Müzakere Sürecinde Yargı ve Temel Haklar Faslı Kitapçığı

Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Resmi Web Sitesi © 2014 Tüm Hakları Saklıdır.
[Son Güncellenme Tarihi - 25.11.2014 ]
Bu Sitede Yayınlanan Tüm İçerikler, İzinsiz Kaynak Gösterilemez ve Yayınlanamaz.